İngiltere’nin yeni umudu Andy Burnham kimdir?

İngiltere’de İşçi Partisi (Labour), 14 yıl süren muhalefetin ardından Temmuz 2024’te Keir Starmer liderliğinde büyük bir parlamento zaferi kazanmıştı. Ancak yalnızca iki yıl sonra Starmer üzerindeki baskı öyle arttı ki, Başbakan Pazartesi sabahı görevinden istifa ettiğini açıkladı. Starmer, partinin başına geçecek yeni liderin parlamentonun yaz tatilinin sona ereceği Eylül ayına kadar belirlenmesi gerektiğini söyledi. Bu kişi aynı zamanda ülkenin de başbakanı olacak.
Bu görev için en güçlü aday olarak Andy Burnham’ın adı geçiyor.
İşçi Partisi liderliğine talip olduğunu teyit eden Burnham, geçen hafta Makerfield bölgesindeki ara seçimi açık farkla kazanarak parlamentoya geri döndü. Böylece İşçi Partisi liderliğine aday olabilmesinin ön koşulu da tamamlanmış oldu.
Uzun siyasi deneyime sahip
Burnham, geçen hafta seçim zaferinin ardından yaptığı konuşmada, “Herkes bu ülkenin olması gereken yerde olmadığını hissediyor” dedi. Makerfield’ın, ülkenin ihtiyaç duyduğu değişimin sembolü olacağını belirten Burnham, kaybedilen umudu geri getirmek için çalışacağını vurguladı. Bir başbakan edasıyla, özellikle ülkenin kuzeyindeki insanların yaşam koşullarını iyileştirme sözü verdi.
Karizmatik bir figür olarak görülen Burnham, merkez sol İşçi Partisi kanadının umut bağladığı bir isim. Ulusal ve yerel siyasette uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Burnham, ilk kez 2001’de Avam Kamarasına girdi. Tony Blair döneminde İçişleri Bakanlığında devlet bakanı olarak görev yaptı. Gordon Brown ise onu önce Maliye Bakanlığında görevlendirdi, sonra Kültür ve Sağlık Bakanı olarak atadı.

Andy Burnham karizmatik bir politikacı olarak öne çıkıyor. Fotoğraf: James Speakman/News Licensing/IMAGO
Burnham, 2010 ve 2015’te İşçi Partisi liderliği için yarıştı. 2017’de Westminster’dan ayrılarak 2,8 milyon nüfuslu Greater Manchester bölgesinin belediye başkanı oldu. O tarihten bu yana iki kez yeniden seçildi; son seçimde oyların neredeyse üçte ikisini aldı.
Manchester başarısı yolunu açtı
Burnham’ın Manchester’daki en büyük başarıları arasında, toplu taşıma sistemini uygun fiyatlarla genişletmesi öne çıkıyor. Konut politikaları ve kamu sağlığı da öncelikleri arasında. Brexit karşıtı olan Burnham, kendisini “ekonomi dostu sosyalizmin” savunucusu olarak tanımlıyor. BBC’ye yaptığı açıklamada, “Manchester’da başardıklarımızı ulusal düzeye taşımamız gerekiyor” demişti.
Covid-19 salgını döneminde, dönemin Başbakanı Boris Johnson ile yaşadığı sert tartışmalar ülke çapında dikkat çekmişti. Burnham, kapanmalardan etkilenen bölgeler için daha fazla mali destek talep etmiş ve bu süreçte Harry Potter’dan esinlenilen “Kuzeyin Kralı” lakabını almıştı.
Burnham, parti içindeki eleştirilerinde özellikle sosyal yardımlardaki kesintilere karşı çıkıyor. Ancak Starmer’ın yerine geçmesi halinde hangi politikaları öne çıkaracağı henüz net değil.
Kuzey İngiltere’de işçi sınıfından
1970’te Liverpool yakınlarındaki Aintree’de doğan Burnham, eski bir madencilik ve sanayi bölgesi olan Kuzey İngiltere’nin kültürüyle iç içe büyüdü. Babası iletişim teknisyeni, annesi tıbbi sekreterdi. Cambridge Üniversitesi’nde İngiliz dili okurken kendisini zaman zaman dışlanmış hissettiğini anlatan Burnham, 14 yaşında, 1984/85 madenci grevlerinden etkilenerek İşçi Partisi’ne katıldı.
1990’larda “Madchester” gençlik ve müzik akımının bir parçasıydı. Bugün hâlâ Everton FC taraftarı. Hollandalı eşiyle üç çocukları var. Sağ kolunda, dayanışmanın ve çalışkanlığın sembolü olan işçi arısı dövmesi bulunuyor. Bu sembol, 2017’de Manchester’daki terör saldırısının ardından kentte birlik ve direncin işareti haline gelmişti.
Ülkenin en popüler siyasetçilerinden biri
Burnham, bugün Birleşik Krallık’ın en sevilen siyasetçilerinden biri olarak görülüyor. Birçok kişi, yükselişte olan sağ popülist Reform UK karşısında Labour’u yeniden güçlendirebilecek son umut olarak değerlendiriyor.
Ancak Brexit sonrası dönemde başbakanlık koltuğu adeta bir fırlatma koltuğuna dönüşmüş durumda. Burnham seçilirse, son on yılda göreve gelen yedinci başbakan olacak. Starmer’in yerine geçmesi halinde derin siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarla boğuşan bir ülkenin yönetimini devralacak.






